kisiselgenc 3 Takipçi | 2 Takip
03 01 2013

KENDİ YOLUMUZDAN

Bazen Hayatın önümüze çıkardığı engellere takılıp kalırız. O engel hayatımızı mahvetmek için ortaya bilerek yerleştirilmiştir sanki. Kimse bizim kadar şanssız, mutsuz ve başarısız olamaz. Hedeflerimizi, hayatımızı, tüm her şeyimizi o engellerden dolayı değiştiririz çoğu zaman. Hatalar yaparız, hatalarımızdan ders çıkartmayız. İnsanları üzeriz istemsizce, insanlara verdiğimiz değerin düştüğünün farkına varamayız. Yaptığımız yanlışları düzeltmek şöyle dursun kendimize kızarız neden yaptın bu yanlışı diye. Bir adım atmayız öylece yanlışımızla bakışır dururuz. Doğru yolu bulmak mı? O da ne ki? Yanlışlarımızla boğulmak dururken bu olur şey mi? Kaygılarımız, düşündüklerimiz bizi yer bitirir. Kendi kendimize acı çektiririz. Melankoliyi hepimiz öylesine benimsemişizdir ki mutlu olduk mu buna şaşar kalırız. Mutluluk ve ben...Hmm çok tuhaf... Öyleyizdir işte.3 günlük dünyaya 5 günün derdini tasasını, acısını,endişesini, olumsuzluk içeren çoğu şeyini yükleriz. Napalım kader buymuş... Bekleriz, gerçekleşmeyeceğini bilie bile içimizde o küçücük umudu bekledikçe kocaman bir sıkıntıya dönüştürürüz. Gelmedi mi, beklentimiz gerçekleşmedi mi hayata küseriz, üzülürüz, kendimizi mahvederiz.   Hayat dediğin öyle kısadır ki aslında... Ne gerek var her şeyi kafaya takmaya, gelmeyeni beklemeye, olmayacak bir şeyi istemeye. Yetmez mi bize elimizdekiler. Başkalarının sahip olamadığı o ailemiz, sıcacık yuvamız, etrafımızda gözümüzün içine bakıp gülümseyen insanlar yetmez mi bize. Hayatımızda hatalarımız da olacak, olumsuzluklar bellki yakamızı bırakmayacak ama bir tek şeyi unutmamak gerek. Kimse kendimizden değerli değil. Olmuyorsa, zorlamayacaksın demiş ü... Devamı

27 12 2012

Başarının Anahtarı Kocaman Bir Yürekte Saklı

Başarının Anahtarı Kocaman Bir Yürekte Saklı |  görsel 1

Bir şeyi başarmak, başarmış olmak ne kadar güzel bir duygudur öyle değil mi? Tüm stresi çekip, baş ağrılarına göğüs gerip, uykusuz gecelerin esiri olup da sonunda başarmak; adeta çok zorlu bir savaşta savaşıp kazanmak gibi bir histir. "Başardım" cümlesi ne hoş gelir insanın kulağına. İmkansızı başardım demek de ayrı bir keyiftir. Çoğu insan elbette bir şeyleri başarmıştır. Ödevlerini dört dörtlük yapıp teslim edip o güzel cümlede sarhoş olmuştur. " Başardım!" Çok zor geçen bir ameliyatta canını dişini takıp, hastasını yeniden hayata kazandıran insan o cümle ile mutlu olmuştur. " Başardım!". Diğer herkes ve diğer her şeyde geçerli olan bu güzel cümleyi duymak için çok çalışırlar. Başarmak böyle güzel bir duygudur işte. Peki, başarının anahtarı nedir? Çoğu insan zor ya da kendine göre zor şeyi nasıl başarmıştır? Toplum önünde konuşamayan bir insanın bunu yenip konuşabilmesi, kekeleyerek konuşan birinin yavaş yavaş düzelip rahatça iletişim kurabilmesi, çok kilolu birinin diyet yaparak istediği ideal vücuda sahip olması... Bunlar da bir başarı değil midir? Başarı sadece iyi bir işte çalışmak, iyi notlar almak, güzel bir diplomayı ele alıp en mükemmel şirketlerde çalışmak değildir. Başarı her şeydir. Başarı yapamam, edememlerin en büyük düşmanıdır. Tek başına yemek yiyen 2 yaşındaki bir bebek bile başarmıştır. Başarı öylesine geniş kitlelere hitap eder ki bunun kimse farkında değildir. Yalnızca gözlerinde o çok büyüttüğü işleri yapınca kendilerini başarmış olarak görürler. Yanlış bunun ta kendisidir. Başarı güzeldir, mükemmel bir duygudur. Evet, ama başarının anahtarı nedir ve nerede saklıdır? Çoğu insan bu anahtarı nasıl bilebilmiştir v... Devamı

23 12 2012

Valizler Hazırlansın İmkânsıza Yolculuk Var!

Valizler Hazırlansın İmkânsıza Yolculuk Var! |  görsel 1

Hayatta ne çok şeye imkânsız dedik, kim hatırlayabilir ki. Hayır, bunu yapamam, imkânsız! Bu ödevi bitiremem, imkânsız yetişmez!  Bu elbiseye şu zamana kadar sığamam imkânsız!  Yüzümdeki lanet sivilcelerin geçmesi imkânsız!  Sevdiğim kişi beni sevemez imkânsız!  Yok, ya o çok tatlı bir insan, onun beni sevmesi imkânsız!  Bu kadar yazıyı yarına kadar yetiştirmem imkânsız!  O, kesinlikle imkânsız!  Bu, hayatta olmaz, imkânsız!  İmkânsız!  İmkânsız!  İmkânsız!!! Ne çok şeye imkânsız dediğimizi fark etmesek de kendi kafamdaki hesaba göre diyebilirim ki, ayda en az 20 kere hem sözel olarak hem de düşünce olarak imkânsız kelimesini kullandık. Neden bu kelime dilimize bu kadar pelesenk olmuş durumda? Neden kendimizi böylesine yetersiz görüyoruz? Kendimden örnek vermek istiyorum. Ben halkla ilişkiler ve tanıtım öğrencisiyim. O kadar çok ödev, proje veriyorlar ki bazıları aynı güne bile denk gelebiliyor. Sinir, korku ve en önemlisi yanımızdan hiç ayrılmayan hayatı zehreden stres. İmkânsız kelimesinin oluşumuna zemin hazırlayan muhteşem üçlü. Evet, 1ay içinde sözel olarak diyebilirim ki en az 15 kere imkânsız kelimesinin kurbanı oldum. İmkânlı olacak şeyleri imkânsız kıldım. İmkânsız nedir peki? Kelime anlamına bakacak olursak: Olma ihtimali bulunmayan, olanaksız Bu kadar mı çok şeyin olanaksız olduğunu düşünüyoruz.  İmkânsız diyip de yaklaştığımız ama pes etmediğimiz çoğu şeyi başardığımızın farkında mıyız peki?  Kanser hastası olan insanlar kanseri yendi, ölümle burun buruna gelen insan komadan çıktı, sokakta tinerci olanlar düzeldi, hayatlarını düzeltti. Felçli insan muc... Devamı

22 12 2012

X'e Değer Verince Eldeki Y'den Olmayalım

X'e Değer Verince Eldeki Y'den Olmayalım |  görsel 1

Elimizde olan bir şeyin değerini ancak onu kaybedersek anlarız. Y bizim için çok değerlidir, yediğimiz ,içtiğimiz ayrı gitmez. En yakınımızdır,tüm duygularımızda empatinin kralını o yapmıştır. Y'dir ama o elimizdedir. Elimizdedir,gözümüzün önünde, dizimizin dibinde, o hep bizimdir. Ama gönlümüz doymaz Y elde dursun deriz X'e koşarız hemen. Y'yi anında karşı tarafa atarız, X'i yanımızda tutarız. X'e en yüksek değerleri veririz. Sonra Y'ye değer vermeye kalkarız. Arada öfke, sinir, nefret her şey artılarıyla eksileriyle götürür birbirini. Geriye eşitlik isteriz. Eşitliğin bir tarafında x bir tarafında ise Y kalmıştır. Ne de güzel tablodur o, ikisi de elimizin altında. Ama öyle basit değildir işte. Hayat bir seçim yaptırır insana. Ya X'tir doğru cevap ya da Y'dir. Riske atmak budur işte. Doğruya ulaşmak uğruna birini satacak olmaktır. Çünkü şu hayatta hiçbir zaman x=y olamaz. Aslında bu bir matematik sorusu ya da çözümü değildir, hayatın ta kendisidir. İnsanların en büyük eksiikliklerinden biridir herkese güvenmek, inanmak, herkesi kendisi gibi sanmak. İnsanların arkasından türlü türlü kuyular kazıp düşmesini beklerken yüzüne gülen bu tip insanlara kanmamak gerekir. Bu kişisel gelişimle ilgili değil gibi görünebilir; ama tamamen kişiliğin, karakterin, düşüncelerin doğruluyla ilgili bir şeydir. İnsanlara hak ettiği değeri verirseniz her zaman siz kazanırsınız. Herkes hak ettiği değere layıktır .Eğer hak etmeyen birine fazla değer verirseniz ne mi olur?       Hem Y'den olursunuz hem de amacına ulaşan X sizin çukura düşüşünüzü büyük bir keyifle izleyebilir. Karar sizin, kişisel gelişin. ... Devamı

21 12 2012

Sınırsızım Akımı

Sınırsızım Akımı |  görsel 1

Sınırsızım akımı nedir? Sınırsızım akımı sınırı olmayan insanların düşüncelerine uyan bir akım türüdür. Sınırsızım akımında lider sizsinizdir. Hayata yön veren, şekillendiren, değiştiren yalnızca sizsinizdir. Bu akıma kapılan insanlarda sınır diye bir şey yoktur. Sınırsızım akımına katılmak için gerekli olan şeyler ; hayal gücü, olumlu düşünceler, cesaret ve inançtır. Sınırsızım akımı diye bir şey elbetteki yoktur;ancak olsaydı ne kadar güzel olurdu değil mi? Sınır olmasa, olumlu düşünceler etrafta dolansa,en yükseğe çıkabileceğimize inansak hoş olmaz mıydı? Sınırsız olmak nedir? Sınırsız olmak, umrumda mı dünya salla herkesi boşver,dünya fani yap her şeyi değildir veya ben her şeyi yaparım, bu hayat benim eserim demek de değildir. Sınırsız olmak çizgiyi aşmaktır, görünmeyeni görmektir. Görünmeyenleri istemektir. Kafamızın üzerinde baloncuk şeklinde beliren hayallerimize ulaşmaktır. Hayalin gerçeğe dönüşmesidir. Sınırsızım akımı hayal gücü ile başlar. Hayaller kurun, sınırı olmasın. Dünya'yı dolaşmak, en yüksek dağa tırmanmak, çok muhteşem bir profesör olmak, harika bir icat çıkarmak, adından çok söz ettiren bir yazar olmak, kelimelerle duygularını kalemde gezdiren bir şair olmak, boyaların arasına bütün dünyayı sığdırmak. Hayal kurmak iyi güzel; ama bu hayallerin hepsini gerçekleşmtirmek mümkün değil ki diyen insanları duyar gibiyim. İşte bu düşüncelerle sınırda kalan, çizgiyi güvence sayan, ileriye gidemeyen insanlar cesaretten yoksun, olumsuz insanlardır. Daha yolun en başında takılıp kalırlar zaten. Sınırsızım akımına kapılın, hayatınıza sınırlar koymayın, hayatı siz çizin, siz yönetin. Sınırsızım akımına katılan en iyi örnekten de söz ettikten sonra bu yazıyı ... Devamı

21 12 2012

Uçmak İçin Kanatlara Gerek Yok Aslında!

  Uçmak ne kadar da güzel gelir insana.Her insan gökyüzünde uçan kuşları görünce uçmayı istemiştir.Gökyüzünde yıldızlara dokunmak,bulutların arasından süzülmek,sonsuzluğa yolculuk yapmak...Ne de güzel gelir uçma bilmeyene uçmak.Çocukken de uçurtmalar uçardı gökyüzünde.Renk renk uçurtmalar boyardı gökleri kırmızıya,yeşile,maviye,pembeye...Ne de güzel süzülürdü gökyüzünde.Çok istemişizdir o uçurtmalara binip uçmayı ama her defasında bunun imkansız olduğunu bilirdik çocuk aklımızla bile olsa.Sonradan uçaklar çıktı insanlar hayallerine kavuştu.O umutla baktığı gökyüzünde süzüldükçe imkansız dediği şeyin aslında gerçek olabileceğini gördü.Kuşlar gibi kanatları yoktu ama uçuyordu işte.Uzaklardan baktığı gökyüzüne dokunabilecek kadar yakındaydı işte.Uçmak belki de özgür olmaktı hayatın türlü zorluklarından kaçıp kurtulmaktı.Bir nevi uzaklara yapılan bir yolculuktu.Belki kaçmak belki bir kaçamak gibiydi.Sonu hep mutlu biten bir masal gibiydi uçmak. Bu hayat bir gökyüzüyse ve biz de bu hayatın içinde uçan kuşlar gibiysek kaçsak bile kalsak bile o uçurtmalar gibi süzüleceğiz boşlukta.Hayat türlü zorluklar çıkaracak önümüze türlü acılar...Belki denize atılan bir taş gibi kaybolacağız gözden belki de o denizi aşıp da karaya çıkacağız...Ama ne olursa olsun pes etmeyeceğiz,hayata karşı kanat çırpacağız son nefesimize kadar.Uçacağız ahirete kadar kanatlarımız olmasa bile...Ama tüm hayatımız boyunca göreceğimiz tek şey şu olacak: uçmak için kanatlara gerek yok...... Devamı

20 12 2012

Tavuk Meselesi Aslında

Sayfalarca yazı yazıp da silindiğini görünce tavuk gitti oyun bitti gibi hissettim. Bir an sanki her şeyi silinsin diye yazmışım gibi hissettim. Evet yazdıklarım silindi ama bana bir şey kattı: tekrar yazmak. Tekrar insanı sıkan, deli eden bir şeydir. Aylardır çalıştığınız bir projenin üzerine bir şey dökülse iki seçeneğiniz var: birincisi lanet olsun ile başlayıp ardı arkası kesilmeyen küfürler etmek ikincisi ise yeniden yapmak. Evet , aynı şevk ve istekle yapmanız mümkün değil, mümkün diyenleri dinlemek de delilerin söylediklerini dinlemekle aynı kapıya çıkar. Belki sıkılacaksınız, belki nefret edeceksiniz sinirden uyuyamayacak stresten başınızda ağrımadık yer kalmayacak; ama en sonunda bakacaksınız ki proje bitmiş. O işkenceler sonunda meyvesini vermiş. İlk seçeneği seçelim bakalım bi de neler olacak görelim. Kahvenin dökülmesiyle birlikte yaşanan şok ve sonrasında sinir küpü bir insan karşımızda duruyor. sinirleniyor, bağırıyor, nefret ediyor, başında ağrımadık yer kalmıyor, hep o gün kahvenin dökülme anına geri dönüyor yine sinirleniyor yine sinirleniyor ve yine sinirleniyor.Dünyaya benzin dökse biri elinde çakmağıyla yakarım ulan dieycek kadar sinirlenmiş, gözü dönmüş birine dönüşüyor. Yine aynı süre geçiyor ve bir bakıyorki projeyi yapamadığı için işinden oluyor, sinirden, öfkeden sevdiklerinden oluyor.Yanlış üstüne yanlış ekleyip kendi yanlışlıkları arasında boğuluyor. Evet iki seçenekte de duygu değişimleri aynıydı, işkencesi, siniri, stresi aynıydı ama tek bir fark vardı: birincisinde proje bitmiş tüm işkencelere değmişti, ikincisinde ise elde proje yok ve tüm işkenceler sürmeye devam ediyordu. Demek istediğim hayatın önümüze çıkardığı engellere elbet kızacağız elbet sinirlenip l... Devamı